İYİ Kİ KİTAPLAR VAR.
Timaşın sloganı. Oldukça etkileyici. Bazen içimize kapanıp sürekli kitap okumak isteriz ya
Öylesine bir dönemdeyim şuanda. Perdelerimi kapatıp koltuğumun en ucunda sessizce kitapla
arkadaş olmak beni dinginleştiriyor. Hiç bitmesin istiyorum bazen ya da zaman bu kadar hızlı geçmesin. İşte bu dönemde çok sevdiğim bir dostum bana şimdi içeriğinden biraz olsun bahsedeceğim kitabı gönderdi. Kapımda kargo elamanını görünce şaşırdım ilkönce. Heyecanla paketi açtım içinden Mesnevi Terapi çıktı sevgili Prof.Dr. Nevzat TARHAN’A ait.
Almak istediğim bir kitaptı mutlu oldum. Allah da sevgili dostumu mutlu etsin hep:)
Kitapta ilgimi çeken en önemli nokta vicdanı zekâ diye bir kavramdan bahsetmesi. İlk kez duydum ve oldukça etkilendim. Zaten yazar kitaptaki hikâyelerin çıkarımını yaparken vicdani zekâ mülahazası ile hadiseleri yorumlamakta.
Vicdani zekâ sahiplerinin özelliklerini anlatarak ben de giriş yapayım kitaba.
‘’Vicdani zekâ sahiplerinin hayatlarında iyimserlik vardır. Zindanda bile mutlu olabilirler. İçtenlik ve samimiyet bu kişiler için ön plandadır. İkiyüzlülükten nefret ederler. Törensel kibarlıktan rahatsız olurlar. Yanlarındaki insanlara huzur verirler. Bazen kısa
Vadede yanlış tanınsalar da zaman içinde, bazen de öldükten sonra kıymetleri anlaşılır. İç seslerini dinlerler ve kimsenin göremediği duyamadığı şeyleri keşfederler.’’
Kitabın ilk bölümünde vicdani zekâya oldukça yer verilmiştir. İkinci bölümde bir nevi vicdanı zekâyı dinamitlemek için mesnevi hikayeleri ile bunların bizlere anlatmak istedikleri
Oldukça yalın bir dille tahlil edilmiştir.
Bu hikâyelerden beni oldukça etkileyenler oldu. Mesela sayfa 135 deki hikaye Yol Kesen Mavi Kuşlar, sayfa 189 Güzellik Bakan Gözdedir, sayfa 223 Kerpiç Öyküsü benim seçtiklerim.
Açlığa sabredersin, adı oruç olur
Acıya sabredersin, adı metanet olur
İnsanlara sabredersin, adı hoşgörü olur
Dileğe sabredersin, adı dua olur
Duygulara sabredersin, adı gözyaşı olur
Özleme sabredersin, adı hasret olur
Sevgiye sabredersin, adı AŞK olur.
MESNEVİ
Ve kitap son söz olarak yine Mevlana’dan bir alıntı ile kendini sonlandırıyor.
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeği acı olduğunu…
Sonra dozunda acının,
Yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
Dostlarım,
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya…
Kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…
BEN DE DOSTLARIMI RUHUMLA SEVİYORUM VE KİMSEYİ UNUTMUYORUM(…)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder